Masal, olağanüstü olayların anlatıldığı, çoğu zaman yazarı bilinmeyen bir anlatı türüdür. Kuşaklar boyunca ağızdan ağza aktarılmış, her anlatıcı biraz değiştirmiş, bu yüzden aynı masalın onlarca biçimi vardır.
«Masal nedir» sorusunun kısa cevabı budur. Ama masalı asıl tanıtan, tarifi değil özellikleridir — ve o özellikler bir metne bakıp «bu masal mı değil mi» demeye yeter.
Masalın özellikleri
Tekerlemeyle başlar. «Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde…» Bu giriş bilgi vermez; dinleyene «şimdi gerçek dünyadan çıkıyoruz» demenin yoludur.
«-mış»lı geçmiş zamanla anlatılır. Anlatan olayı kendi görmemiştir, duymuştur — ve dil bunu ele verir: «gitmiş», «demiş», «bakmış». Bu sitedeki Türkçe masalların hepsi bu zamanla yazılmıştır, çünkü masalın sesi budur.
Yer ve zaman belirsizdir. Ülke söylenmez, tarih verilmez. «Uzak bir ülkede» yeterlidir; masal her yerde ve hiçbir yerde geçer.
Olağanüstü vardır. Devler, periler, konuşan hayvanlar, üç dilek, yedi kat yer altı. Bu olaylar açıklanmaz, çünkü masalda açıklama istenmez.
İyilik kazanır. Sonda haklı olan kazanır, kötülük karşılığını bulur. Çocuğun masaldan güvenle çıkmasını sağlayan da budur.
Çoğu anonimdir. Halk masallarının yazarı yoktur. Yazarı olanlara ise «yapma masal» ya da edebî masal denir.
Masal türleri
Masallar konularına göre gruplanır, ve bir metne bakıp hangi gruptan olduğunu söylemek çoğu zaman kolaydır.
Hayvan masalları. En eskileri. Hayvanlar insan gibi konuşur ve her biri bir huyu temsil eder: tilki kurnazlığı, kurt açgözlülüğü. «Kedi ile Horoz» ve «Şalgam» buraya yakın durur.
Olağanüstü masallar. Dev, peri, üç dilek, büyülü nesne. Masal denince akla ilk gelenler bunlar: «Pamuk Prenses», «Rapunzel», «Kurbağa Prens».
Gerçekçi masallar. Büyü yoktur; kazanan güçlü olan değil, akıllı olandır. Keloğlan masallarının çoğu böyledir.
Yapma masallar. Yazarı belli olanlar. Andersen'in masalları bu gruptandır, ve onlar çoğu zaman mutlu bitmez.
Bir masal iki gruba birden girebilir, ve bu sınıflandırmanın kusuru değil: yüzyıllarca ağızdan ağza dolaşan bir anlatıda olan şey tam olarak budur.
Anlatıcı türleri
Anlatıcı, yazar değildir: metnin içinde anlatan sestir. Okurun bildiği her şey o sesten geldiği için, anlatıcıyı seçmek masalı en çok değiştiren karardır.
Üçüncü kişi anlatıcı. Kişilerden «o» diye söz eder ve hikâyenin dışındadır. Halk masallarının anlatıcısı istisnasız budur.
Her şeyi bilen anlatıcı. Üçüncü kişidir, ama kişilerin ne düşündüğünü, ne hissettiğini, hatta ne olacağını da bilir. Klasik masalların neredeyse tamamı böyledir.
Gözlemci anlatıcı. Yine üçüncü kişi, ama yalnızca dışarıdan görüleni bilir. Çocuk masalında seyrek, modern öyküde sık.
Birinci kişi anlatıcı. Anlatan, hikâyenin içinden biridir ve «ben» der. Yakınlaştırır, ama karşılığında okur o kişinin bilmediği hiçbir şeyi bilemez.
Sözlü gelenekten gelen masalların hepsinin üçüncü kişi olması rastlantı değil: ezberden anlatan kişi kahramanlardan biri değildi — odada, çocukların karşısında duruyordu.
Anonim masal ve yazarı belli masal
Anonim masallar halkındır: «Keloğlan ve Padişah», «Şalgam», «Üç Ayı». Kimin uydurduğu bilinmez, ve her yörede biraz başka anlatılır.
Yazarı belli olanlar ise sonradan gelmiştir. Grimm Kardeşler masal yazmamış, derlemiştir — ilk cilt 1812'de çıktı. Hans Christian Andersen (1805–1875) ise gerçekten kendi yazmıştır: «Küçük Deniz Kızı», «Çirkin Ördek Yavrusu», «Kibritçi Kız» onundur, ve onun masalları çoğu zaman mutlu bitmez.
Türk masallarını derleyip inceleyen adlardan en bilineni Pertev Naili Boratav'dır; Türk masalı üzerine çalışan herkes onun derlemelerine döner.
Masal, fabl ve fıkra
Masal uzundur ve olağanüstü içerir. Fabl kısadır, kahramanı hayvandır, dersi sonunda açıkça yazılıdır.
Fıkra ise üçüncü bir türdür: kısa, gerçekçi, olağanüstüsüz ve güldürücü. Nasreddin Hoca anlatıları masal değil, fıkradır — dev de yoktur peri de, sadece bir adam ve bir cevap vardır.
Masal ne işe yarar
Masal çocuğa korkuyu güvenli bir mesafeden gösterir. Kurt vardır, ama masalın içindedir; çocuk korkuyu tanır ve sonunun iyi bittiğini görür.
Bir de dil öğretir. Tekerleme, tekrar, üçlü yapı — «üç oğul», «üç dilek», «üç gün» — hepsi ezberden anlatana yardım etmek için vardı. Bugün aynı tekrarlar çocuğun anlatıyı takip etmesini kolaylaştırıyor.
Masal türleri
**Olağanüstü masallar.** Devler, periler, konuşan hayvanlar, sihirli nesneler. Türk masallarında en kalabalık grup budur.
**Hayvan masalları.** Kahramanlar hayvandır ama ders sona yazılmaz — yazılsaydı fabl olurdu.
**Gerçekçi masallar.** Olağanüstü hiçbir şey yoktur; akıl, kurnazlık veya sabır kazanır. Keloğlan masallarının çoğu buradadır.
**Güldürücü masallar ve fıkralar.** Nasreddin Hoca anlatıları bu sınırın üzerinde durur: masal kadar uzun değildir, fıkra kadar kısa değildir.
**Zincirleme masallar.** Her halka bir öncekine eklenir ve sonunda geriye doğru sayılır; küçük çocuklar için en kolay dinlenen türdür.
Masalın yapısı: hangi bölüm neyin ardından gelir
**Döşeme.** Tekerlemeyle başlayan giriş: «Bir varmış bir yokmuş…». Bilgi vermez, sadece işaret eder — gerçek dünyadan çıkıyoruz.
**Serim.** Kahraman, yer ve durum tanıtılır. Evde bir eksiklik vardır: yoksulluk, ölüm, üvey anne.
**Düğüm.** Kahraman yola çıkar, engelle karşılaşır, sınanır. Sınav çoğu zaman güç değil iyilik sınavıdır.
**Çözüm.** Görev tamamlanır, sahte kahraman açığa çıkar, kötü cezasını bulur.
**Dilek.** Kapanış tekerlemesi: «Onlar ermiş muradına…». Anlatanın dinleyiciye dönüş işareti.
Rus araştırmacı Vladimir Propp 1928'de yüz masalı ayrıştırıp bu adımların otuz bir tanesini saydı ve hepsinin hep aynı sırada geldiğini gösterdi.
Masal ile hikâye arasındaki fark
Hikâyede yer ve zaman bellidir, kişilerin geçmişi ve iç dünyası vardır, olaylar gerçeğe uyar. Masalda bunların hiçbiri yoktur ve olmaması gerekir.
Masal kişileri kişilik değil, konumdur: en küçük oğul, üvey anne, padişah, yol kenarındaki yaşlı kadın. Kimse betimlenmez, çünkü betimleme ezberden anlatanın ilk attığı şeydir.
Ödevde en sık sorulan ayrım budur ve en kısa ölçüt şudur: metinde tarih, şehir adı veya kişinin iç sesi varsa hikâyedir; «bir varmış bir yokmuş» varsa masaldır.