Nasreddin Hoca, Anadolu'nun en tanınmış fıkra kahramanıdır. Rivayete göre on üçüncü yüzyılda yaşamış, Sivrihisar'a bağlı Hortu köyünde doğmuş, ömrünün büyük bölümünü Akşehir'de geçirmiş ve orada ölmüştür. Türbesi bugün de Akşehir'dedir.
Kesin tarihler konusunda ihtiyatlı olmak gerekir: hakkında bildiklerimizin çoğu belgeye değil geleneğe dayanır. Bilinen şey şudur — anlatılar yedi yüz yıldır sürüyor ve hâlâ anlatanı da güleni de buluyor.
Fıkra nedir, masaldan farkı ne
Nasreddin Hoca anlatıları masal değildir. Fıkradır: kısa, gerçekçi, olağanüstüsüz. Dev yok, peri yok, sihir yok — bir adam, bir durum ve bir cevap var.
Fıkranın işleyişi hep aynıdır. Ortada saçma görünen bir davranış vardır, biri bunu sorar, ve Hoca'nın cevabı saçmalığı karşı tarafa iade eder. Gülmek de tam o cümlede olur.
En bilinen fıkraları
«Eşeğe Ters Binmek» — Hoca eşeğe ters biner; sebebini sorduklarında, önden gitse arkasını dönmüş olacağını, onları öne alsa bu sefer kendisine sırtlarını döneceklerini söyler. Yani kabahat binişte değil, düzendedir.
«Kazan Doğurdu» — ödünç aldığı kazanı içinde küçük bir tencereyle geri verir, «kazan doğurdu» der. Kazan kaybolunca da «öldü» der. Doğurabildiğine inanan, ölebildiğine de inanmak zorundadır.
«Ye Kürküm Ye» — eski kıyafetle gittiği ziyafette kimse yüzüne bakmaz; kürkünü giyip döndüğünde el üstünde tutulur, o da yemeği kürküne ikram eder.
«Göle Maya Çalmak» ve «Parayı Veren Düdüğü Çalar» da aynı bölümde, tam metin olarak.
Neden hâlâ anlatılıyor
Çünkü fıkralar kimseyi aşağılamadan haklı çıkarır. Hoca kavga etmez, ders vermez, üste çıkmaya çalışmaz — sadece karşısındakinin mantığını sonuna kadar götürür ve orada bırakır.
Çocuklar için de bu yüzden iyidir: fıkra kısa, cevap nettir, ve gülmek ile anlamak aynı anda olur. Beş yaşındaki çocuk «Kazan Doğurdu»ya güler, sekiz yaşındaki neden gülündüğünü de anlatır.
Anadolu dışında
Aynı kahraman komşu kültürlerde başka adlarla yaşar. Fıkraların bir bölümü ortaktır, bir bölümü ise yerel. UNESCO 1996 yılını Nasreddin Hoca Yılı ilan etmiştir.
Akşehir'de her yıl temmuz ayında Nasreddin Hoca şenlikleri düzenlenir.
En bilinen fıkralar ve ne anlattıkları
**Ye kürküm ye.** Sade kıyafetle gittiği davette kimse ilgilenmez; eve dönüp kürkünü giyer, aynı davete döner ve yemeği kürküne ikram eder. Hoca'nın en sert fıkrası ve çocuklara en kolay geçeni.
**Kazan doğurdu.** Komşudan aldığı kazanı küçük bir tencereyle geri verir: kazan doğurmuş. Kazan kaybolunca da öldüğünü söyler — doğurduğuna inanan, öldüğüne de inanmalıdır.
**Göle maya çalmak.** Gölü yoğurt yapmaya kalkar. «Ya tutarsa?» sözü buradan gelir ve fıkranın kendisinden daha meşhurdur.
**Ipe un sermek.** Komşusuna çamaşır ipini vermemek için «ipe un serdim» der; olmaz denince, «vermeyince oluyor» diye cevaplar.
**Parayı veren düdüğü çalar.** Çarşıya giderken yalnız bir çocuk para verdiği için yalnız ona düdük alır.
**Eşeğe ters binmek.** Öğrencilerinin önünde yürümemek için eşeğe ters biner — gerekçesi her seferinde başkadır, ve fıkranın tadı da bundadır.
Fıkra mı, masal mı
Nasreddin Hoca anlatıları masal değildir. Olağanüstü hiçbir şey olmaz, kahraman tanınmış bir kişidir ve olay tek bir sahnede biter. Fıkra kısadır ve sonunda bir söz vardır; o söz olmadan fıkra ayakta durmaz.
Masaldan ikinci farkı: fıkra bir dersle bitmez, bir cevapla biter. Ders çıkarmak dinleyene kalır, ve çoğu zaman tek bir ders de yoktur.
Bu yüzden Hoca fıkraları okul öncesi için değil, altı yaş ve üzeri için iyi çalışır: şakayı anlamak, sözün iki anlamını aynı anda tutabilmeyi gerektirir.