Göle Maya Çalmak

  • 4-5 dakika okuma
  • 12 sayfa

Göle Maya Çalmak — Nasreddin Hoca fıkrası, çocuklara sesli okumak için. Tutmayacağını biliyormuş ve yine de denemiş: ya tutarsa?

Bir sabah, güneş daha tepelerin ardındayken, Nasreddin Hoca evinden çıkmış.

Bir sabah, güneş daha tepelerin ardındayken, Nasreddin Hoca evinden çıkmış. Elinde küçük bir kâse varmış. Kâsenin içinde bir parmak kadar yoğurt duruyormuş — maya, yani bir tencere sütü yoğurda çevirmeye yetecek kadar eski yoğurt. Her evde bir parça bulunur ve her ev onu bir öncekinden alır; öyle ki köydeki bütün yoğurtlar aslında akrabaymış.

Sokakta kimse yokmuş. Fırının bacası daha tütmüyormuş, çeşmenin başında kova yokmuş, yalnızca bir köpek duvarın dibinde…

Sokakta kimse yokmuş. Fırının bacası daha tütmüyormuş, çeşmenin başında kova yokmuş, yalnızca bir köpek duvarın dibinde uyuyormuş. Hoca köyün içinden geçmiş, çeşmenin yanından dönmüş ve dışarı çıkan patikaya sapmış. Patika kuru otların arasından gidiyormuş ve ucunda göl varmış.

Göl büyükmüş. Bir ucunda durunca öteki ucu zor seçilirmiş. Kıyısı boyunca sazlar bitermiş, sabahları üstünde ince bir sis…

Göl büyükmüş. Bir ucunda durunca öteki ucu zor seçilirmiş. Kıyısı boyunca sazlar bitermiş, sabahları üstünde ince bir sis dururmuş ve su hiç kıpırdamazmış. Köyde ona yalnızca «göl» denirmiş, çünkü başka gölleri yokmuş ve karıştırmak mümkün değilmiş. Yazın oradan su taşırlar, kışın kıyısı buz tutarmış.

Hoca kıyıya varmış. Terliklerini çıkarıp bir taşın üstüne koymuş, paçalarını dizine kadar sıvamış ve suya girmiş. Su…

Hoca kıyıya varmış. Terliklerini çıkarıp bir taşın üstüne koymuş, paçalarını dizine kadar sıvamış ve suya girmiş. Su soğukmuş; ilk adımda ayağı ürpermiş, ikincisinde alışmış. Dizlerine kadar ilerlemiş, bir an durmuş ve kâseyi eğmiş.

Yoğurt suyun yüzünde bir an beyaz bir leke gibi durmuş, sonra kenarlarından incelmiş, dağılmış ve kaybolmuş.

Yoğurt suyun yüzünde bir an beyaz bir leke gibi durmuş, sonra kenarlarından incelmiş, dağılmış ve kaybolmuş. Hoca eliyle suyu birkaç kez karıştırmış — tıpkı tencerede süt mayalarken yaptığı gibi, aynı hareketle, aynı sabırla. Sonra elini kaldırmış ve suya bakmış.

O sırada yoldan üç dört köylü geçiyormuş; tarlaya gidiyorlarmış, omuzlarında çapa varmış.

O sırada yoldan üç dört köylü geçiyormuş; tarlaya gidiyorlarmış, omuzlarında çapa varmış. Önce yürümeyi sürdürmüşler. Sonra biri durmuş ve elini gözüne siper etmiş. Sonra hepsi durmuş. Bir süre bakmışlar ve ne olduğunu anlamamışlar, çünkü bir adamın gölün ortasında kâseyle ne yapabileceği akla gelecek şey değilmiş. Sonunda içlerinden biri seslenmiş: — Hocam! Ne yapıyorsun orada?

Uygulamada okumaya devam edin

Masalın ikinci yarısı, resimleriyle ve internetsiz.

Ücretsiz dene

Telefonda açmak için kamerayı doğrultun

Metnin kaynağı: Nasreddin Hoca fıkrası; halk malıdır. Metin Marytale için yeniden yazılmıştır — başka bir derlemenin aktarımı değildir.

Daha çok masal