Yürekleri Birleştiren Köprü

  • 6-8 dakika okuma
  • 19 sayfa

Coşkun, gürül gürül akan bir ırmağın ikiye böldüğü yemyeşil bir vadide, iki köy yan yana yaşıyordu; ama yıllar boyunca birbirlerine yabancı kaldılar. Derken korkunç bir fırtına bütün dünyalarını altüst etti ve geriye tek bir yol kaldı: nihayet suyun üstünden birbirlerine el uzatmak. Bu, zorlukların insanları nasıl birbirine yaklaştırdığını ve taştan, ağaçtan bir köprünün nasıl yürekler arasında bir köprüye dönüşebileceğini anlatan sıcacık bir masal.

Çok çok eskiden, yüksek mavi dağların kucakladığı bir vadide iki küçük köy varmış: birinin adı Dereköy, ötekinin adı…

Çok çok eskiden, yüksek mavi dağların kucakladığı bir vadide iki küçük köy varmış: birinin adı Dereköy, ötekinin adı Irmakbükü'ymüş.

İki köy iyi komşular gibi birbirine yakınmış, ama aralarından, vadinin tam ortasından geniş ve gürleyen bir ırmak akıyormuş.

İki köy iyi komşular gibi birbirine yakınmış, ama aralarından, vadinin tam ortasından geniş ve gürleyen bir ırmak akıyormuş. Yıllar yılı Dereköylüler ile Irmakbükülüler her biri kendi başına yaşamış, suyun bir kıyısından ötekine bir selam bile vermemişler neredeyse.

Dereköylüler usta çiftçilermiş; altın sarısı tarlaları ve tepeleme dolu hasat sepetleriyle dört bir yanda ünlüymüşler.

Dereköylüler usta çiftçilermiş; altın sarısı tarlaları ve tepeleme dolu hasat sepetleriyle dört bir yanda ünlüymüşler. Irmakbükülüler ise yetenekli zanaatkârlarmış; güzel mobilyalar, sağlam aletler ve en güzel çamurdan çömlekler yaparlarmış.

İki köyün de işi yolundaymış, hiçbir eksikleri yokmuş.

İki köyün de işi yolundaymış, hiçbir eksikleri yokmuş. Yine de her birinin tam olarak aynı şeyi eksikmiş: karşı yakada bir dost, hiç tatmadıkları türden bir dostluk.

Derken bir yaz, vadinin üstüne korkunç bir fırtına çökmüş.

Derken bir yaz, vadinin üstüne korkunç bir fırtına çökmüş. Irmak kabarmış, gürlemiş ve öfkeye kapılmış; suları gitgide yükselmiş, ta ki taşıp iki köyü de yutana dek.

Dereköy'ün tarlaları harap olup sular altında kalmış, Irmakbükü'nün küçük evleri paramparça yıkılmış.

Dereköy'ün tarlaları harap olup sular altında kalmış, Irmakbükü'nün küçük evleri paramparça yıkılmış.

İki kıyıdan da köylüler, bütün emeklerinin selde sürüklenip gidişini umutsuzca izlemişler.

İki kıyıdan da köylüler, bütün emeklerinin selde sürüklenip gidişini umutsuzca izlemişler. Fırtına sonunda dinince, geriye ne kaldığını görmek için kapılarından dışarı çıkmışlar.

Dereköylüler ürünlerini yok olmuş bulmuş ve yürekleri burkulmuş.

Dereköylüler ürünlerini yok olmuş bulmuş ve yürekleri burkulmuş. Önlerindeki upuzun ayları yiyecek hiçbir şey olmadan nasıl geçireceklermiş?

Irmakbükülüler ise aletlerini kırılmış, atölyelerini yıkık dökük bulmuşlar.

Irmakbükülüler ise aletlerini kırılmış, atölyelerini yıkık dökük bulmuşlar. Sel onlara ne evlerini onaracak ne de zanaatlarını sürdürecek bir şey bırakmış.

Uygulamada okumaya devam edin

Masalın ikinci yarısı, resimleriyle ve internetsiz.

Ücretsiz dene

Telefonda açmak için kamerayı doğrultun

Daha çok masal