Kükreyemeyen Dinozor

  • 5-6 dakika okuma
  • 14 sayfa

Kükreyemeyen Dinozor — Marytale öyküsü, çocuklara sesli okumak için. Sisin içinde kükreme her yerdeydi; onun için hiçbir yerdeydi.

Nehrin dönemecinin ardındaki vadide, adı Ris olan küçük bir dinozor yaşarmış.

Nehrin dönemecinin ardındaki vadide, adı Ris olan küçük bir dinozor yaşarmış. Ailesindeki herkes kükreyebilirmiş, hem de öyle böyle değil. Babası öyle kükrermiş ki ağaçlardan kozalaklar dökülür, üç dönemeç ötedeki kuşlar dallardan havalanırmış. Annesi daha usul, ama çok daha uzun kükrermiş; tek nefeste, hiç ara vermeden. Abisi bile daha üç baharı doldurmadığı halde gayet düzgün kükrermiş. Yalnızca Ris hiç kükreyemezmiş.

Denediğinde cıyaklama çıkarmış.

Denediğinde cıyaklama çıkarmış. İncecik, kısacık bir cıyaklama; bir dala konmuş ve hemen uçacak bir kuşunki gibi. Ris sabah uyanır uyanmaz çalışmış, akşam ötekiler uyuduktan sonra çalışmış. Ta kuyruğuna kadar nefes almış, boynunu dikleştirmiş, ağzını becerebildiği kadar açmış — ve her seferinde tam olarak aynı şey çıkmış. İncecik bir cıyaklama, ardından da o cıyaklamayı daha da küçük gösteren bir sessizlik.

— Zamanla gelir, dermiş annesi, her onun yüzünü gördüğünde.

— Zamanla gelir, dermiş annesi, her onun yüzünü gördüğünde. — Belki de gelmez, dermiş ablası; ama bunu kötülükle değil, yalnızca ona öyle geldiği için söylermiş. Ris sonunda ötekilerin yanında çalışmayı bırakmış. Nehre, dönemeçteki yassı gri taşa gidermiş; suyun, kimsenin onu oradan duymayacağı kadar gürül gürül aktığı yere, ve orada kendi kendine denermiş.

Nehrin kıyısında Ris kimseye söylemediği bir şey keşfetmiş: cıyaklaması suyun üstünden, sandığından uzağa gidiyormuş.

Nehrin kıyısında Ris kimseye söylemediği bir şey keşfetmiş: cıyaklaması suyun üstünden, sandığından uzağa gidiyormuş. O yassı taşta cıyakladığında bazen karşı kıyıdan bir kuş cevap verirmiş — bir şey anladığı için değil, yalnızca duyduğu için. Ris'e bu çok cılız bir teselli gibi gelirmiş ve genellikle aynı gün unuturmuş.

Bir sabah vadiye sis inmiş.

Bir sabah vadiye sis inmiş. Kahvaltıdan sonra dağılan sıradan bir sabah sisi değil; süt gibi yoğun ve bembeyaz bir sis — insanın kendi pençelerini göremediği, koca bir ağacı ancak omzu ona çarptığında fark ettiği cinsten. Büyükler yuvanın çevresini dolaşmış, hepsini tek tek saymış ve bugün kimsenin hiçbir yere gitmeyeceğini söylemiş.

Herkes yuvanın başında kalmış — küçük Nuta dışında herkes.

Herkes yuvanın başında kalmış — küçük Nuta dışında herkes. Nuta bütün sürünün en küçüğüymüş ve yerinde kalmanın ne demek olduğunu henüz anlamıyormuş. Zaten şaşılacak bir yanı da yok: beyaz sisin içinden sarı bir kelebek geçmiş, o sabahın tek renkli şeyi, ve Nuta öylece peşinden gitmiş. Beyazın içinde öyle çabuk ve öyle sessiz kaybolmuş ki kimse arkasına bakmaya bile fırsat bulamamış.

Fark ettiklerinde arama başlamış.

Fark ettiklerinde arama başlamış. Babası kükremiş. Annesi kükremiş. Ablası sesi kısılana kadar kükremiş. Kükremeler yamaçlardan yankılanmış, vadinin öteki ucundan geri gelmiş, havada birbirini kesmiş ve öyle karışmış ki hangisinin nereden geldiği anlaşılmaz olmuş. Sis bir kükremeden beş kükreme yapmış, beşten de tam bir karmaşa.

Uygulamada okumaya devam edin

Masalın ikinci yarısı, resimleriyle ve internetsiz.

Ücretsiz dene

Telefonda açmak için kamerayı doğrultun

Daha çok masal